Subscribe to RSS Feed
eVo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eVo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ben mi?

3 Şubat 2011 Perşembe by evo


Ben sabah kahvaltılarını çok severim mesela, kalabalık olsun sıcak olsun, uzun sürsün sohbet olsun
Peynirle reçeli birlikte yemeyi de çok severim
Dostlarımla kahve içmeyi çok severım bir de; uzun uzun konusup anlamlı anlamsız gülerek
Yağan kar ı izlmeyi severim camdan, lapa lapa yağışını yeri göğü boyayışını
Güzel bir filmin içine girmeyi severim her şeyi herkesi çözmüsüm edasıyla izlemeyi
Oyun oynarken kazanmayı severim, kazanmanın verdiği şımarıklığı
Eve gelince demlediğim nefis çayı severim başımını ağırlığını yavaş yavaş alışını
Soğuk havalarda güneşi severim umut verişini
Hala sevdiğim bir şeyi pişirdiğinde bana haber veren hallerini severim annemin
Teknolojik aletleri kurcalayıp çözmeyi severim, kendimi akıllı zannettiğim ruh halimi
Sevdiğim insanlarla şakalaşmayı ve onların bundan zevk alan yüzlerini, sözlerini severim
 yalnızlığımı unutturan
Ama ben en çok seni sevmeyi severim, benliğimi ortaya koyan..
Seninle öğrendiğim hallerimi severim, senin hallerinle oluşan..

Continue Reading
1 yorum

Aurora Borealis

12 Ocak 2011 Çarşamba by evo



   "Karlar ülkesinin kapısında ayakkabılarımı çıkarmak zorundaydım, o beyazlığı ayağımın altındaki çamurla kirletemezdim...çorabımı dahi çıkardım,ilk adımımı hatırlıyorum,çok soğuktu o soğuğu hissettikçe yüzümdeki gülümseme de büyüyordu, elbette bir süre sonra adım atamaz hale geleceğimi biliyordum, ama bunu çok düşünemeyecek kadar mutluydum...." 
            - ışıklara az kaldı..yürümeye devam etmelisin, dedi ben

Continue Reading
0 yorum

S.U.S

7 Ocak 2011 Cuma by evo




     Bunları yazarken cam masanın soğukluğu kollarıma değiyor, içimi bir üşüme aldı, hep bu masanın yüzünden, sevdiremedi bana kendini işini yapıyor aslında ama soğuk işte..
   Sokaktan gelen seslerin içinden çamaşır makinesinin sesini duyuyorum  böğürüyor sanki, o sesleri çıkartırken dönen ağzını düşünüyorum, kirli çamaşırların sesi gibi geliyor, midemi bulandırıyor.
   Ezan okunmaya başladı, sabah ezanının sesinden başkasını sevmiyorum, bu kadar sesin içinde bir şey hissetirmiyor bana, maaşlı saat alarmları.. 
   Apartmanın içinden kapı önünde birbirine bir türlü veda edemeyen kadınların sesi geliyor, telefon çalmaya başladı, kimin aradığı umrum değil, neden arıyor ? neden dört kez çaldırdıktan sonra açmadığım halde ısrar ediyor? onunla konuşmaktan daha önemli bir şey yapmadığımı nereden biliyor?  
   Müzik bile çok tok olan birine ikram edilen tatlı gibi şimdi,hızlıca kapatıyorum..

   Çok konuşuyorum, ben sustum.

Continue Reading
1 yorum

Bir Bilen Olmadı

22 Aralık 2010 Çarşamba by evo

İnsan ömrü boyunca  kırdıkça oynamaya devam edebildiği kaç tane oyuncağa sahip olabilir ki  ?

Continue Reading
0 yorum

Ne fark eder?

23 Eylül 2010 Perşembe by evo




   Çok acımasız bir çizgi vardır hiçbir şeyin fark etmediği tam da o noktada önemini yitirir her şey, tüm zevklerin, amaçların, tüm güzellikler acıyan gözlerle bakarsın dünyaya sonunu gören falcı misali, şaşırmamaya başlamakla başlar insanların hallerine, normalleşmeye başlar tüm garipsemelerin, gittikçe mimiklerin sadeleşir, her açısını ölçmeyi bırakırsın dünyanın, "ammaaaan" sesi artmaya başlar içindeki, heyecanlarını kaybettiğini anlamak en acınası olanıdır, doyumsuz bir kanaatkarlıktır yaşadığın ...

  Eskiden bilim kurgu filmlerini sevmiyordum, romantik, iyi niyetli, koskocaman, insani hayalleri olan bir genç kızken bana çok uzaktı o tarz filmler, bu dünyayla işim bittiğinden midir bilinmez  şimdilerde çok cazipler.





Continue Reading
1 yorum

Sarılık

31 Ağustos 2010 Salı by evo


Sarılık gibi olduk
Yolların uzunluğu,sonsuz gibi ama sonlu.
Saçma sapan yerlerdeki çıkmaz sokaklar,
Yanmayan sokak lambaları,
Ayışığı çok yetersiz.
Ne kadar saçma o kadar anlamsız,
Ne kadar anlamsız O kadar değerli.
Boş gibi ama yeri,hiç yokmuş gibi
En iyisi bir nefes 
Geçerken içimdeki derin heves... 

Continue Reading
0 yorum

Yalın Kayıp

4 Ağustos 2010 Çarşamba by evo

Urban fragments - 3

Yürüyordum
kalabalıkların içinde duran bir ben vardı sanki
içinden çıkamayacağım bir ben
şimdi zaman ben ötesinde
bir yerin içine hapsolmuştu
kimin içine girdiğin zaman geçen bir insan olduğumu anladığım şimdi
yürüdüğüm bu kalabalıkların insanıyım
küfrettiğimde var olan
insanların çokluğu
gibi



Continue Reading
0 yorum

Saçtığım Saçaklı Saçmalar

23 Haziran 2010 Çarşamba by evo

 
Aksi olur bu havanın insanı
Belki de gördüğüm son şarkı
Ağzımda ıslanmayan baklalar

Bi sus gelse bana
Durmalar gelse
Beklemeler gelse
Sakinlik gelse
Gelecek gelse

Boğazda düğüm olmak
El de nasır olmak
Dil de yalan olmak
Varken yok olmak
Ne zor iş olmak

Kırmızı bızım neyimize
Siyahlar içinde emeğimize
Yanmak şimdi ne garip 
Gri bile edemediklerimize

Kabus uyanıkken görülür
Yürüyoruz bitecek
Dün gibi olur gelecek
Gözlerini ovuştur uyan
Suskunluk bazen  koca yalan

Ne diyodum
Ne zor işti olmak
Olmazların da olacak

Yaşayamadıklarını sayma
Yaşama camdan bakma

Neden sever insan yazı
Ben özlüyorum ayazı
Seviyorum pislenmiş beyazı

"Kafiye olsun diye değil"
Taziye olsun diye..
"Göz yaşlarımızı bitti mi sandın"

:) inci değildiler ama hızla döküldüler....

Continue Reading
0 yorum

Teşbih

24 Mayıs 2010 Pazartesi by evo



Canımdan çıkan canın inlemeleri..
Acısı sevgisiyle yanyana duracak hep
Onu ben büyüttüm içimde,aylar boyu besledim sevgimle,umudumla, sevincimle
Tekmelerini,bana burdayım diyerek kendini belli etmeye çalışmalarını hatırlıyorum,
Uzun süren sessizliğinden,sakinliğinden
korkardım durgunluğundan hareketsizliğinden
Ona kavuşmama bu kadar az kalmışken
Zamansız başlayan sancılar....

Bakamadım bile yüzüne,hayat gömerken onu derinlere.Ellerimle kazmak istiyorum toprağı ulaşmak için ona , tırnaklarım sızlasın..

Ağaç var mezarının başında,yeşil koca bir çınar,ona sırtımı dayıyorum,ağlıyorum.Aynı toprağın suyundan içiyorlar onunla,kokusu var üzerinde,kokusunu bilmiyorum ,tam da böyle olmalıydı,içime çekiyorum..

Ben de ölsem,onun yanına gömseler beni de,ben de öyle koksam,onun gibi,çınar gibi..

En büyük acı,acının olduğu "o"andır diye düşünürdüm eskiden,"şimdi en çoktu,giderek azalacak" diye söz verirdim kendime,

"o" an bu zamanlara,mekanlara ait olmadığı için bu defa olmadı,sözüm işe yaramadı,
(Ey acı,bilmiyorum senin takvimini,lütfen anını ömrüme eşitleme)

Ağaç üşüyor,ellerim sıcak.

Ayaklarım toprağında,değiyorum sana bir yerden,orada olduğunu biliyorum kazmak ulaşmak bir daha görmek istiyorum yüzünü ama korkuyorum ya  yoksan ya hiç olmamışsan...

En iyisi hiçbir şey yapmadan öylece,usulca  başında durmak, elimi yüzümü sürüp,göz yaşlarımla sulamak 

 Hep yağmur yağsın istiyorum,güneş hiç doğmasın..Daha kolay karışıyoruz birbirimize yağmurla;ben,ağaç,toprak ve ...

Beni burada yalnız bırakın,kendi acınızla kendi boz duvarlarınıza ağlayın,
Benimle ağlamasın kimse, paylaşmak istemiyorum,kıskanıyorum ..

"en büyük acı benim,en çok benim acıyor"

Continue Reading
0 yorum

Düşlem

23 Nisan 2010 Cuma by evo



-Anne! bu gece uçan,pembe bir ata bindiğimi düşününerek uyuyacağım
-Banada öğret bunu..

Continue Reading
0 yorum

Çocuk Olmak Çok Sıkıcı

29 Mart 2010 Pazartesi by evo



Ah sana çok kızgınım şimdi,bana söylemiş olman lazımdı bu kadar lafının içinde, hiç hatırlamıyorum;
Dudak büktüğümde her istediğimi yapanın en azından yapabileceğine dair umut verenin sadece sen olduğunu...
Aslında o kadar da güzel olmadığımı sadece senin öyle gördüğünü,
İnsanların beni sevmeyebileceklerini..
İnsanların aslında hep daima,herzaman,sürekli,mütamadiyen kendini düşündüklerini...
Aslında insanın yalnız olduğunu,cisimlere tutkunluğunun bu yüzden olduğunuü..

Saksılardaki çiçeklerin,sokaklardaki kedilerin,uçan yada uçamayan kuşların, balıkların; yeryüzündeki tüm canlıların ve hatta diğer tüm insanların da insan için olduğunu..

Haydi, atla korkma derken bana, keşke bir keresinde tutmasaydında her düşüşümde tutulmayabileceğimide öğrenseydim..

Bahçemdeki domateslerin gerçek olmadığını da hala söylemedin bana,ben hala arada sırada suluyorum onları ..

Baksana baba kış geçti...insanlara bak...hayata bak...

Kırmızı başlıklı kızı kurt yemiş,Pamuk perensesi üvey annesi öldürmeye çalısıyor,Külkedisi aç bilaç ateş başında uyukluyor,Hansel'le Gratel'i babaları terk etti,Deniz kızı aşkı için ölüyor masallar bile senden dürüstmüş bak hayatı, nasıl da anlatmışlar parlak kelimelerin içinde...

Biraz da kötülük öğretmeli insan değil mi? Kin nasıl tutlur? Nasıl güzel nefret edilir?Nasıl acımadan acıtılır? Nasıl intikam alınır?Nasıl küs kalınır?Herkese ağlanmazki baba..

Çocuk olmak çok sıkıcı artık büyümek istiyorum...

Continue Reading
0 yorum

Kar Duası

19 Ocak 2010 Salı by evo




Kar gibi beyaz..Kar gibi yumuşak...Kar gibi saf...Kar gibi çok...Kar gibi özlenesi..Kar gibi izlenesi...Kar gibi beklenesi...


Her yer bembeyaz olsa,yollar kapansa,çocuklar okula gidemese,aşıklar evlerinde özgür kalsa..Bütün çirkinlikler kapansa,güzellikler tamamlansa...


Kar istiyor bu kulun lütfen duy Tanrım...

Continue Reading
0 yorum

Bize Masal Anlatmayın

5 Ocak 2010 Salı by evo



Aslında hepside iyi planlanmış güzel senaryolu önemli filmler ama  içlerinde son izlediğim The Notebook'tan sonra fark ettimki  yaşlı adamın/kadının titrek sesiyle bana bütün filmi anlatması sinirlerimi bozuyor.
Lütfen bırakın hikayeyi film anlatsın anlatamadığı da hayal gücümüze kalsın..

Continue Reading
0 yorum

Boşluk

4 Ocak 2010 Pazartesi by evo




Vikipedi
Boşluk hissi veya boşluk duygusu, sevilen veya varlığından hoşlanılan bir varlığın, kişinin eli altında bulunmaması sonucunda beliren eksiklik duygusudur.Bir başka deyişle, "boşluk duygusu", insanın istediği ancak o anın koşullarından dolayı sahip olamadığı her türlü varlığa duyduğu özlemdir. Herhangi bir insan bu duyguyu en belirgin biçimde, kaybettiği veya yakınında olmayan bir başka insan için duyabilir.


TDK
1 .     Oyuk, çukur, kapanmamış yer.
2 .     Boş olan yer      
3 .     Kesinti, kopukluk.
4 .     Boş geçen süre:
5 .     Eksiklik, yoksunluk duygusu.
6 .   mecaz  Boş olma durumu:

EVO
Kafanın içine oturan sis bulutu,camdan gelen ışığa karşı koyamayan sineğin vızıltısı,yere düşmüş çamura bulanmıs yarısı kurumuş sıradan bir yaprak,ağzının tadının bayat çay gibi olması,deterjandan tahriş olmuş tırnak kenarını acıtarak sürekli oynama isteği,rutin alışkanlık sonucu yapılan ama içilemeyen dolu kahve bardakları,aynada ki sevimsiz kusur arayan acımasız bön bakışlar..

Continue Reading
0 yorum

Bilir

17 Aralık 2009 Perşembe by evo



Başkalarına göre ifadesiz bir yüzle,yabancı bir yerde, yabancı insanların ve onların seslerinin içinde, usulca oturuyordu; ifadesizliğinin aslında üzüntü olduğunu sevdiği kadını görünce gülen gözleriyle anladılar,belki de sadece ben anladım...

Continue Reading
0 yorum

Dev Şeftali

by evo

 
Yegane çocukluk mirasım, ilk sayfasında kargacık burgacık çok bastırılmış kurşun kalemle kendi adım ve o dönem en iyi arkadaşımın adı yazıyor, babamla İstanbul'da eski kitapçıları gezerken kendim seçip almıştım bu kitabı ve Bursa'ya dönerken yolda okumaya başlamıştım, bir aile dostumuzun evinde unutmuşum. Onbeş sene sonra tekrar bana ulaştı, sevindim ve sevdim çocukluğumu yeniden....

    "Küçük James Henry Trotter,4 yaşındaydı.Dört yaşına kadar  da mutlu bir çocuk sayılırdı doğrusu.Anası babasıyla,deniz kenarında güzel bir evde oturur,akşamlara kadar kumsalda,arkadaşlarıyla koşar oynardı,Uzun sözün kısası,bütün küçük çocukların can attığı güzel bir hayatı vardı.Derken bir gün James'in annesiyle babası alışveriş etmek için Londra'ya gittiler.Ve ne olduysa işte orada oldu,hayvanat bahçesinden nasılsa kaçmayı başarmış kötü yüreki kocaman bir gergedan güpegündüz hem de sokak ortasında James'in annesiyle babasını parçaladığı gibi yiyip yuttu."



Continue Reading
0 yorum